Hakkımızda

Siz kimsiniz?

Biz sinema hakkında ve sinemayla kültür ilişkisi bağlamında bir şeyler karalamayı seven gençleriz. Yazdığımız şeylerin mantığı bizi çapımızla sınırlıdır. Hiçbir şekilde bir iddiamız bulunmamakla beraber, kendimize özellikle “eleştirmen” de demiyoruz. Bir film izlemiş isek ve bu bizde bir etki bırakmış ise, bunu paylaşmak ve yorumlamak, bunu araştırmak istersek, işte bu siteye yazıyoruz. Ayrıca, sizlere yazı ve incelemeler hazırlarken saatlerce araştırma yaparak hazırlıyoruz, dolayısıyla biz de bu vasıtayla yeni şeyler öğrenip kendimizi geliştiriyoruz.

Aramızda neredeyse her konu ile ilgilenen insanlar var, dışarıdan da makale/yazı kabul ediyoruz. Örneğin bize sitemizdeki yazı ve kategoriler bağlamında hangi konuda yazı yazmak isterseniz iletişim bölümünden yollayabilirsiniz, biz gerekli kontrolleri yapıp sizin adınıza düzeltip yayımlayarak, aynı şekilde isminizle beraber paylaşımını yaparız. Yazmadan önce sitemizdeki yazıları inceleyip, ne şekilde ve nasıl yazdığımıza dikkat ederseniz seviniriz.

Sitenin ismi neden CulturaSinema?

Fransızca sözcük Latince aynı anlama gelen cultura sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Latince colere, cult- “ekip biçmek, toprak işlemek” fiilinden +tura sonekiyle türetilmiştir. (1) 

Biz, kültürün belirgin bir şekilde sinemayla içe olduğunu düşünüyoruz ve siteyi Cultura Sinema, yani Türkçe karşılık olarak “Sinema Kültürü” olacak şekilde isimlendirdik. Sinemanın kültür ve düşüncelerin yansıması olduğunu savunuyoruz.  Bir ülkenin kültürünü, toplumunu, o ülkeden çıkan filmlerle çok kolay tanıyabilirsiniz. Bir Nuri Bilge Ceylan filmi izleyip, Anadolu’nun toplumunu tanımayacak, Türk kültürünü tanımayacak Amerikalı ya da Çinli gösterebilir misiniz? Bunun yanında, Hollywood filmleri ile beraber Amerika’nın da dünyaya “kültür emperyalizmi” uygulamadığını söyleyebilir misiniz? Türkiye’de 90’lı yıllarda kaç kişi “lanet olsun” deyimini kullanıyordu gündelik hayatında? Tabii kötü yanından yaklaşmamak lazım. Zaten biz işin emperyalist tarafından değil de sanatsal tarafından olaya yaklaşıyoruz. Bir de kafiyeli olduğu için koyduk bu ismi, evet.

Kültür emperyalizmi, bir ülkenin kendi kültürel değerlerini ve ideolojisini başka bir ülkenin halkına benimsetmesidir. Emperyalizm veya yayılmacılık, bir devletin veya ulusun başka devlet veya uluslar üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda etkide bulunmaya çalışmasıdır. (2)

Sanatsal açıdan, sinemanın en büyük sanat olduğunu düşünüyoruz, katılımı ne kadar pasif de olsa. Örneğin, herkes arzusu ve yeteneği dahilinde müzik, resim vb. sanatlar ile uğraşabilir, ama herkes sinema ile uğraşamaz. Çünkü finansal açıdan “sinema” yapmak isteyen insanların önünde çok büyük bir duvar durur. Oysa, müzik yapmak için belki birkaç arkadaş, hiç yoksa biraz yetenekle beraber bir gitar yeterlidir. Resim yapmak için bir tuval ve belki bir kara kalem bile yeterlidir. Lakin, kaç kişi çok isteyerek sinema yapabilir? Kaç kişinin yüz binlerce lirası var? Sinemanın en büyük engeli paradır. Herkesin yapmasını engeller, ve maalesef parası olan kişiler tarafından “istenilen yöne yönetilmeye” de çok açık bir sanattır. Bu doğrultuda sanat olarak kullanılmayabilir, sadece kar amacı taşıyabilir. (Bkz. Recep İvedik) Fakat aynı zamanda bu tür işlerin arasından sıyrılan çok ciddi filmler de vardır.

Bunun dışında anlamsal açıdan, bir müziği 2 saat dinleyip ne kadar çok şey anlayabilirsiniz, hissedebilirsiniz? Bir resme 2 saat bakıp ne kadar çok şey anlayabilirsiniz, hissedebilirsiniz? Fakat, iyi bir film 2 saat içerisinde size anlatmak istediği her şeyi anlatır. Bu, filmin kutsal olmasından falan değildir. Film size bir şeyler anlatırken hem müzik, hem tiyatro, hem de görsellik vb. gibi sanatların hepsini içerdiğinden dolayıdır, diğer sanatların birleşiminden ortaya çıkması sinemayı çok daha komplex, çok daha derin bir sanat haline getirir. Fakat yukarıda da bahsettiğim gibi, her sinema sanat değildir. Türkiye’nin güncel sineması örnek olmak üzere, sinema filmlerinin geneli sadece kar amacı taşıyan sanattan yoksun saçmalıklardan ibarettir. Aradan sadece birkaç tanesi sıyrılır.

Tekrar etmek gerekirse, burada sinemayı överken diğer sanatları kötülemiyoruz pek tabii. Aksine, “resim, müzik, fotoğraf vb.” diğer sanatların bu birleşimi “sinemayı” oluşturuyor diyoruz. Yani gerçekten “iyi bir sinema” yapmak, “iyi bir sanat” yapmaktır zannımızca ve bu diğer sanatları icra etmekten çok daha zordur. Zira sinemayı yapan “tek bir kişi” değildir esasında. Yönetmeninden tutup, ışıkçısına, sesçisine, oyuncusuna, kurgucusuna, sanat yönetmenine, görüntü yönetmenine… ona da buna da.. hepsine çok büyük sorumluluklar düşüyor. Ve hepsi işini “en iyi şekilde” icra etmez ise, milyon dolarlar harcansa da ortaya “iyi bir sinema” çıkamıyor.

Kötü bir sinemayı izlemekten ziyade kötü bir müziği dinlemeyi tercih etmek daha akıllıcadır bu arada, en azından 2 saat yerine 2 dakikanızı harcamış olursunuz.

 

Sizin çektiğiniz bir film var mı?

😀

 


Kaynaklar:

  1. cultura
  2. kültür emperyalizmi

İleri Okuma:

  1. İhsan Koluaçık, “KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ VE İDEOLOJİ: HOLLYWOOD VE STEVEN
    SPIELBERG SİNEMASI ÖRNEĞİ”, Kültür Endüstrisi ve Sinema (s.169-182)